Hiç bir çıkmazın içindeymişcesine zamanın kayıp gittiğini hissettiniz mi?
Hayata kapılıp gitmek. Zamanın akışkanlığının bir anlığına unutulması. Düşünmeye, kendini dinlemeye veyahut başka bir tabirle kendinle tartışmaya zaman kalmaması.
Nice düşünceler kayıp gitti. Sanki hepsi zamandı ve akışkandı. Bir fikri ortaya çıkarmak, üzerine düşünmek ve hayata geçirmek ne denli zor çok iyi anladım. Zamanın akışında ki hız bir şelalenin suya kazandırdığı ivmeden daha fazla. Bilincimiz veya nefsimiz, bunu şu an tam olarak ifade edemesem de, bu hüsranı kabullenemeyip an'ı unutuyor. "Anı yaşa", ancak zamandan da kopma. Çünkü sonuç, bu kopuşu idrak edebildiğimizde, sadece hüsran olarak kalabiliyor. Doğru zamanı bekleyerek kaçırdığımız fikirler, hareketler veya içinde bulunduğumuz durumda duygularımızın da bizi anın güzelliğiyle oyalaması "anı yaşıyorum" hissiyatıyla bizi hüsrana sürükleyebilir kanısına vardım. Belki de yanılıyorum ama bunu düşünüyorum.
Kalp ve beyin birlikte hareket edebilmeli, hatta etmek zorundadır. İkisi arasında oluşacak çatışma bizi karar verme aşamasında çıkmaza sürükleyerek hayatımızın en güzide zamanlarına mal olabilir. Bu yüzden sadece yapmak gerekir. "En kötü karar kararsızlıktan aladır" der bir büyüğümüz. Peki her vakit onayladığımız bu ve benzeri bir çok motivasyonvari cümleyi neden hayatımıza işlemeyiz?
Kararsızlık insanın içini bir kurt gibi gün be gün kemirirken bir gün uyanır ve sorarsınız kendinize neden diye ve öyle ya da böyle bir karara varırsınız. İşte o karar vermiş olduğunuz en kötü karar olsa bile kararsızlıktan çok daha iyidir.

Yorumlar
Yorum Gönder
Yorum yaptığın için teşekkürler.